
22/05/2023
Gökçe Dervişoğlu Okandan
Kültür Yönetimi Kavramı – İçerik Geliştirme
“Kültür kurumu değerler listesi ve stratejisini oluşturduktan sonra elindeki kaynakları tekrar gözden geçirir ve bu kaynaklara, ulaşabileceği yeni kaynakları katarak, üretebileceklerini ortaya koyar. Aslında bu süreç araştırma çabasıyla başlar. Sanatçıyı ve kültür kurumunu üretime sevk edecek sorunların tespiti önemlidir, zira sanatçı da girişimci de sorunlara çözüm oluşturma itkisiyle yola çıkarlar. Bu sorunlar toplumsal sorunlar da olabilir, sanatçının perspektifini ortaya koyarak cevaplamak istediği veya farkındalığı arttırmak istediği sorular da olabilir. Sanat eserinin biricikliği, geçiciliği, zamana aitliğinin yanında bu eseri ortaya koyan sanatçının kariyeri, duruşu, eseri sergileyen kurumun vizyonu uzun bir sürece yayılır. Bu sebeple içerik ve kavramsal çerçeve; uzun zamana yayılmış bir süreçte kopukluk olmaması tutarlılık açısından bir çaba gerektirir. Aynı proje yönetiminde değindiğimiz ana çerçevenin izinde ekosistemin değişimine şahit olarak dışarıdan hem hayatımıza yön veren akımların değişimini hem de bir kültür kurumu olarak bu değişime verdiğimiz cevabın evrimini izlemekle yükümlüyüz. Bu tutarlılığın sağlanması için çaba gösterirken, sanatçı olarak sorgulayan bir tavırla bazı soruları sormaktan ve bazen cevapları vermekten çekinmememiz gerekir. Bunu sağlayan ön önemli unsurlardan biri sanatçının ifade özgürlüğünün sağlandığı, sansür ve otosansürün aşıldığı mekanizmaların kurulduğu, bağımsız sanat eleştirisinin yer aldığı ve sanatçıyı beslediği bir ortamın yaratılmasında yatıyor. Sanatçı vereceği mesaj için en doğru mecrayı da araştırmaları sırasında bulacaktır. Günümüzde analog ve dijital deneyimi birlikte sunan melez mecralar veya farklı duyulara eşzamanlı olarak hitap eden işler, sanatçının çıkış noktası olan yaratıcılığı tetikleyen sorusunu katılımcı ile buluşturmak için geçmişten farklı bir yoğunlukla bu deneyime hizmet etmektedir.
Kültür yönetiminde sorduğumuz ne, neden ve nasıl soruları bize içerik ve kavramsal çerçeve oluşturmada yön gösterecek temel sorulardır. Toplumsal duyarlılığı yüksek bir aktör olan sanatçının empati ile sosyal, politik, ekonomik, ekolojik olaylar karşısında geliştirdiği bakış açısı ortaya koyduğu işi etkileyecektir. Sanatçı bu işin hazırlık safhasında kendi perspektifini geliştirmek için hangi araştırma sürecinden geçiyorsa, kültür kurumu da geliştirdiği iş için sanatçıya destek vermek amacıyla yine anlamlı bir araştırma eforu sarf etmelidir. Bu çabalar sonucunda yukarıda belirttiğimiz eşgüdüm aşamasında sanatçının ortaya koyduğu eserin verdiği mesaj ile kurumun geliştirdiği programın verdiği mesaj paralelleşir. Bu sırada içerik ve süreç yönetimi için sorumlu ekiplerin birlikte çalışması ve üretmesi ortaya çıkan ürünün başarısını perçinler. Bütünleşik çabalar sırasında hem süreç sorumluları fikri uygulamaya geçirme aşamasındaki düşüncelerini paylaşır, kültür yönetiminden sorumlu birimler katılım, bütçe, iletişim, iç işleyiş ile ilgili katkılarını sunarlar, böylece içerik üreten ekibin üretim yolculuğu farklı aşamalarla gözünde daha net canlanır.
Günümüzde tasarım odaklı düşünce, katılımlı yöntemler, iteratif (birbirini takip eden ve birbiri üzerine inşa edilen) çalışmalar gibi alanlar bu ortak yaratım çabalarına alan açmaktadır.
Aynı zamanda girişimcilik çalışmalarında da daha sonra kurumsal yapıya bürünecek fikirlerin hangi soruna yanıt olarak doğduğu, hangi yapı ile işleyebileceği, kime hizmet edebileceği, kullanıcısının yolculuğu, kullanıcı yolculuğu sonunda çıkacak deneyim ve bu deneyimin sürekliliği tartışılmaktadır.
İçerik ve kavramsal çerçevenin; estetik deneyim üzerinde küratoryel çabayla arttırılmış etkisinin yanında, kültür yönetimi açısından da belirli bir çerçeve odaklanmış çalışmaların doğru bağlamda doğru kaynaklarla buluşması, bu sefer kişisel değil kurumsal etkinin arttırılmasına vesile olur. Örneğin; toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine konumlandırılmış bir fonun kadın sanatçılarına veya cinsiyet çalışmalarından faydalanan işlere destek vermesi olasıdır. Kadınlara odaklanan sivil toplum kuruluşları tarafından bu fonla desteklenmiş bir programın takip edilmesi beklenir. Yani, sanat işi ve kurum programı, içinde bulunduğu sosyal bağlam ile etkileşime geçmiş olur. Sanatın, sosyal konuları yalnızca bilgi verme amacıyla değil, farklı bakış açıları kullanarak, sorgulayarak, farklı duyuları devreye sokarak tartışması, bilgi bombardımanına uğradığımız günümüz ortamlarında farklı bir deneyimin inşa edilmesine ve aidiyetin oluşmasına olanak verecektir.
Bu konuda başka önemli bir boyut da kullanılan mecradır. Zira, özellikle pandemi döneminin başında daha önce analog ortamlar için geliştirilmiş fikir ve projelerin daha temel dijital çözümlerle (örneğin bir tiyatro oyununun tek kamera ile kayda alınması) buluşması söz konusu edilirken, pandeminin hızlandırdığı ancak öncesinde de kültür alanında önemli etkilerini gördüğümüz dijitalleşme çalışmaları; eserleri, içerikleri baştan kullanacağı mecraya göre tasarlama yoluna evrilmiştir. Artık dijital portalda sergilenen bir tiyatro eserinde etkileşimi en yüksek dereceye getirecek unsurlar dikkate alınırken, bu uygulamalar kültür kurumlarının işletme modelleri için de melez (hibrit) yapıları dikkate almasına aracı olmaktadır.
İçerik üretimi ve prodüksiyonlarda dijital mecralara yönelinmesi, aynı zamanda kültürel çeşitliliğin dışavurumu konusunda da fırsatlar yaratmaktadır. Dijital mecralarda daha erişilebilir olan bazı işler, kültürel diplomasi alanında “yumuşak güç (soft power)” yani siyasi ve askeri olarak değil de kültürel olarak güçlü ülkelerin prodüksiyonları yanında görünür olmaya başlamış; hatta yerli üretimin gücünü, yerli bazı hikayelerin uluslararası başarısını ve geçerliliğini gören kurumlar, ürünleri arasında bu çeşitliliğe önem vermeye başlamışlardır. Günümüzde özellikle pandemi döneminde ekonomik olarak çok kuvvetlenmiş Netflix’in yerel hikayelerin peşine düşmesi, sektörün sekteye uğramaması için kamera arkası profesyonellere verdiği destekler ve global ölçekte çeşitlilik konusuna eğilmesi bu alanda bir örnek olabilir. Küresel operasyonlarında kültürel çeşitlilik vurgusu yapan bir kurumun bu yerel çeşitliliği daha iyi anlaması ve yönetmesi beklenmektedir.
Bu çabalarla beraber canlı performansların önemi, izleyici ile sanatçının buluşma anında yaşanan özel paylaşım ve aktarım, kayıtlı alternatiflerinin yanında yine de büyük kitlelerin bir araya gelip ortak anı paylaşmalarına vesile olacaktır. Bu deneyimin yansıdığı farklı mecralarda iletişim, yorumlar, eserin sahiplenmesi, eleştirilmesi, tekrar sorgulanması, tekrar düşünülmesi gerçekleşecek ve sanat eseri toplumsal dönüştürücü görevini tamamlayacaktır.
İçerik Geliştirme: Gökçe Dervişoğlu Okandan
Video: Moxie Film Production
Kaynakça
The Cultural and Creative Industries: A Review of the Literature
Management and the Arts, William J. Byrnes
Unesco CREATIVE ECONOMY REPORT
Stakeholder Theory
U-School, Ego to Eco
Unesco, Policies and Measures that Support Digital Transformation of Cultural and Creative Industries
Tools for Taking Action, Stanford University
Project Management Institute
IKSV, Kültür Politikaları Çalışmaları Raporları
Toplumsal Dönüşüm ve Yaratıcı Endüstriler Raporu
Kültür Endüstrileri ve Kimlik & Telif Hakları
Dervişoğlu Okandan, Gökçe (2022) “Türkiye’de Yaratıcı Girişimcilik”, Sanat. Kültür.Yönetim- Sanat ve Kültür Yönetimi için Çağdaş Teoriler ve Uygulamalar içinde ed. Marcus Graf ve Ali Güney, Istanbul, KETEBE.””