
02/06/2023
Gökçe Dervişoğlu Okandan
Kültür Yönetimi Kavramı – Kültür Endüstrileri
“Kültür Yönetimi kavramından bahsettiğimiz zaman aklımıza öncelikli olarak kültür endüstrileri gelmektedir. Kültür endüstrileri 1960’lı yıllardan beri popüler kültürün de ön plana çıkmasıyla tartışılmış 1980’li yıllarda farklı ülkelerdeki özelleştirme hareketleri ile sosyal ve ekonomik alanın en önemli bileşenleri haline gelmiştir. Farklı ülkelerde farklı kültür politikalarının devreye girdiğini bilmekle beraber kültür yönetimi alanında çalışmaya başladığımızda farklı yapıdaki kültür kurumlarının var olduğu bir ekosistem aklımıza gelir. Eko sistem kavramı bizim için önemli bir kavramdır çünkü kültür içinde bulunduğu ortamdan ve zamandan doğrudan etkilenir. Kültür yönetimi kavramı makro bir çerçevede ülkenin içinden bulunduğu politik, ekonomik, sosyal, teknolojik, ekolojik ve yasal (PESTEL) gelişmelerinden doğrudan etkilendiği için hem kültür politikaları alanı hem de özel sektörün yanında kamu yönetimi ve sivil toplum yönetimi alanlarını takip eder. ABD’de ortaya çıkan sanat yönetimi kavramı daha sektörel bir odaktadır, kâr amacı güden kültür kurumlarını (işletmelerini) ve özel sektörün hayırseverlik bağlamında başlattığı kültür inisiyatiflerini içerir. Ülkemizde bu alan farklı seviyelerde hem kamu hem özel sektör hem de birçok kültür kurumunun hem tüzel kişiliği (ülkemizden kâr amacı gütmeyen şirket yapısı yani sosyal girişimciliğe alan açan yasal düzenleme mevcut değildir) hem de ortak geliştirdiği projelerden dolayı sivil toplumla yakın ilişki halindedir. Bu ilişkiler ağı ekosistem yaklaşımını iyi anlamamızı ve bu sistemde yer alan aktörleri doğru tespit etmemizi gerektirir.
Yönetim kavramında sistemle doğrudan veya dolaylı ilişki içinde olan bu aktörlere paydaş kavramını uygun görürüz. Paydaş kavramı İngilizce “stakeholder” yani iddia sahibi kavramı ile eşanlamlıdır. Bir süreç için iddia sahibi olmak kültür politikalarındaki “savunuculuk” kavramını da beraberinde getirir. Kültür Yöneticisi içinde bulunduğu ve ürettiği sistem üzerine farklı bakış açılarından kendini geliştirmeli ve vizyon kazanmalıdır ki yukarıda sayılan alanların (PESTEL) gelişmelerini analiz edip kendi yolu konusunda doğru kanaati geliştirsin ve kararları versin.
Kültür yönetiminin başka kurumlarda da yer alan planlama, koordinasyon, organizasyon ve kontrol gibi fonksiyonlara sahip olsa da herhangi bir işletmeden veya kamu organizasyonundan farklı özellikleri vardır. Özellikle, kültür kurumlarının kurucularının sanat alanından gelmeleri ve sanatçı kimlikleriyle yöneticilik görevleri üstlenmeleri sıkça karşılaşılan bir durumdur. Geleneksel kültür yönetiminde içerik ve süreç birbirini beslemesi gereken iki “ayrı” kulvar olarak gelişmiştir ancak günümüzde her iki kulvarın da birbirinden haberdar olması, beslemesi, kaynak yönetiminde doğru ve dengeli kararlar vermesi beklenmektedir. Dolayısıyla kültür yöneticisinin kurumun kültürünü anlayarak rolleri arasında bir denge sağlaması esastır. Bu çabalarını sistematik bir şekilde yapması durumunda yönetim fonksiyonlarından planlama ile başlar; çevre ve kurum analizi yaparak gelecek vizyonunu belirler ve yol haritasını çıkarır, buna uygun yapıyı kurar rolleri ve iş tanımlarını belirler, bu ekiplerin birlikte verimli çalışmaları için liderlik eder ve sürecin planlanan halinden sapma durumu varsa gözden geçirir ve yeni duruma uyarlar, arşiv ve kayıtlarını oluşturarak bir sonraki döngüde planlamaya hazırlar. Kültür yöneticisinin araştırma odağıyla yola çıktığı ve arşiv oluşturduğu ortamlarda kuruma yeni katılan kişiler için de sistematik bir yaklaşım ve anlayış oluşmuş olur. Tabii kurum ortak değerlerle kurum kültürünü oluşturur ve ortak değerler üzerinden ortaklıklar veya topluluklar geliştirir.
Kültür kurumlarının içinde bulunduğu toplum ve ekonomiden etkilenmesi karşılıklı bir ilişki olarak incelenmelidir. Aynı zamanda kültür yöneticiliği bir değişim aracıdır. Toplumsal kalkınma alanında uluslarüstü konulmuş hedeflere (Örneğin: BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları) farklı disiplin ve paydaşlarla ulaşma konusunda kültürün önemli bir işlevi vardır. Nitekim sanat ve kültür endüstrilerini odağına alan yaratıcı endüstriler kavramı fikri mülkiyet odaklı üretimler, bireysel girişimcilik kapasitesinin ortaya konulması ve teknolojinin kullanılmasında kültür ve yaratıcı fikirleri çıkış noktası olarak kullanır. Kültür yönetiminin odağında yer alan kültür endüstrileri ve kültür politikaları, yaratıcı endüstrilerin yukarıda sayılan katkılarını tetiklemek üzere farklılaştırıcı unsurlar olarak karşımıza çıkar. Bir ülkenin teknoloji, fikri mülkiyet yapısı veya girişimcilik modelleri diğerine benzeyebilir ancak eşsiz ve otantik içeriği çıkaracak olan gelişmiş bir fikri mülkiyet ekosisteminde yer alan farklı fikirlerin dışa vurumu, uygulanması ve kültüre katkısıyla mümkün olacaktır.
Disiplinler arası araştırmalarla başlayan süreçler farklı işbirliği modelleri ile gelişir. Günümüzde klasik anlamda işletme yönetimi kavramının evrildiği önemli konulara değinmekle beraber eleştirel tavrını kaybetmeden farklı görüşler arasında ilişki kuran “kültür yönetimi” kavramı, moderasyon/ fasilitasyon kavramını da kullanarak farklı gruplar arasında oluşan gerilimlerin çözümünde güncel araçlar kullanmayı ilke edinir. Tüm bu süreç yalnız kültür ve sanat işinin ortaya konulması ile sınırlı kalmaz, bu süreçte yer alan tüm paydaşlar arasında bir diyalog yaratır. Örneğin BM “Kültürel İfadelerin Çeşitliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi” Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası sözleşme olarak kültür ve yaratıcı endüstrilerde değer zincirinin farklı noktalarında karşımıza çıkan kapsayıcılık ve ifade sorunlarıyla ilgili çözüm önerilerini araştırır, işbirliklerine zemin hazırlar. Kültür yöneticisinin yerel, ulusal, bölgesel, uluslararası, uluslarüstü çerçevelerden haberdar olması ve bu birbiri içine geçen sistemleri anlaması, yönetmesi, görevinin ona tarihsel olarak biçilen operasyonel bir rolden çıkarır çok daha geniş bir perspektif ve vizyona taşır. Kültür yöneticisi kurduğu çevre ilişkilerle “etki” odaklı olarak çalışır.
BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çerçevesinde tüm paydaşların dikkate aldığı odaklara ekolojik, sosyal ve finansal sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşır ve kurduğu ilişkilerin/yapıların etkisini arttırma yönünde çabalar gösterir. İçinde bulunduğumuz dönemin de gösterdiği gibi kültür yöneticisi, kültür kurumunu sosyal çevresiyle bağ kurma ve toplumsal dayanışma, dönüşüm gibi konularda da etkin sorumluluk almasına sevk eden iradedir. Birbirine iyi gelme, dünya vatandaşlığı ve ortak miras, “yeni” iş ve birlikte üretme, özgün değerleri yeni formüllerle buluşturma konusunda kültür yöneticisi devreye girecektir.
İçerik Geliştirme: Gökçe Dervişoğlu Okandan
Video: Moxie Film Production
Kaynakça
The Cultural and Creative Industries: A Review of the Literature
Management and the Arts, William J. Byrnes
Unesco CREATIVE ECONOMY REPORT
Stakeholder Theory
U-School, Ego to Eco
Unesco, Policies and Measures that Support Digital Transformation of Cultural and Creative Industries
Tools for Taking Action, Stanford University
Project Management Institute
IKSV, Kültür Politikaları Çalışmaları Raporları
Toplumsal Dönüşüm ve Yaratıcı Endüstriler Raporu
Kültür Endüstrileri ve Kimlik & Telif Hakları
Dervişoğlu Okandan, Gökçe (2022) “Türkiye’de Yaratıcı Girişimcilik”, Sanat. Kültür.Yönetim- Sanat ve Kültür Yönetimi için Çağdaş Teoriler ve Uygulamalar içinde ed. Marcus Graf ve Ali Güney, Istanbul, KETEBE.””